Kocaeli‘nin Dilovası ilçesindeki kozmetik dolum tesisinde 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davanın üçüncü celsesi başladı. Duruşma öncesi adalet istediğini söyleyen Nisa Nur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir ağlayarak, “Biz dilenci değiliz, hakkımızı istiyoruz” derken, kamu görevlileri hakkında hazırlanan iddianamenin de mahkemeye sunulduğu açıklandı.
Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın üçüncü celsesi, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda başladı. Kamu görevlileri hakkında hazırlanan iddianame mevcut dava dosyasına sunulduğu öğrenildi. Ancak mahkeme henüz iddianamenin kabulüne ilişkin karar vermedi. İddianamenin kabul edilmesinin ardından dosyaların birleştirilmesi, kamu görevlilerine iddianamenin tebliğ edilmesi ve yargılamanın tek dosya üzerinden sürdürülmesi bekleniyor.
“Kamu görevlileri soruşturmasının iddianamesi hazırlandı”
Duruşma öncesinde cezaevi önünde toplanan aileler, adaletin tecelli etmesini beklediklerini ifade etti. Açıklamalarda bulunan Avukat Saruhan Efe Kadayıfçı, “Şu ana kadar geçen duruşmada iki tahliye yaşandı. Bu duruşmada da incelemeler ve yargılama süreci devam edecek. Mevcut gelişmeler kapsamında, Dilovası Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonla ilgili kamu görevlileri soruşturmasının iddianamesi hazırlandı. Ancak bu iddianameyi yeterli bulmuyoruz. Sadece Dilovası Belediyesi’nden 8 kişiyle sınırlı tutuldu. Bunun devamının gelmesini talep ediyoruz. Bu nedenle bugün buradayız. En başından beri Kandıra Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ne gelmek istemiyorduk. Bunun için ailelerle birlikte adalet nöbetleri tuttuk. Ancak mahkeme ve başsavcılık tarafından taleplerimiz dikkate alınmadı. Bu nedenle, Dilovası’ndaki yangın nedeniyle görülen dava için bugün yine buraya gelmek durumundayız. Üçüncü duruşma bu şartlar altında gerçekleştirilecek. Temennimiz, hem tahliye edilen sanıklar hem de diğer sanıklar açısından yargılamanın sağlıklı şekilde sürmesi, kamu görevlileri dosyasına ilişkin sürecin de hukuka uygun biçimde ilerlemesidir” dedi.
“Benim evlatlarım, kardeşlerim yandı”
Adalet isteyen ölen Nisan Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir, “9 aydır adalet bekliyoruz. Sürekli sanıkların aileleri tarafından tehdit altındayız. Biz evlatlarımızın acısını unutmazken sanıklar tek tek serbest bırakılıyor. Duruşmanın Kandıra Cezaevi’nde olmasını istemiyoruz. Duruşmanın Gebze’de olmasını istiyoruz. Kanımızın yerde kalmasını istemiyoruz. Mücadelemizi peşini bırakmayacağım. Benim evlatlarım, kardeşlerim yandı. Sanıkların hak ettikleri cezayı almasını istiyoruz. İçimiz yanıyor. Bir taraftan kanserle uğraşıyorum, bir yandan da evlat açısı çekiyorum. Bina sahibi suçlu ama dışarda elini kolunu sallıyor. Ruhsat ve imzayı atan zabıtalar dışarda, devletimizden adalet istiyoruz” diye konuştu.
“Biz dilenci değiliz, hakkımızı istiyoruz”
Nisa Nur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir adalet istediğini söyleyerek, “Çocuklarımızın hakları yerde kalmasın. Gözlerimiz kapıda ama çocuklarımız geri gelmiyor. Sesimizi duyun, bize yardım edin. 7 kişi yanarak öldü. Kimse çocuklarımıza yardım edemedi. 9 aydır ağlıyoruz. Suçlular cezasını çeksin. Biz dilenci değiliz, hakkımızı istiyoruz” diyerek ağladı.
“Para hırsı yüzünden 7 kişi can canımızı yaktılar”
Eşi vefat eden Aytekin Gikan, “Başka tahliye istemiyoruz. Her duruşmada sanıkları birer birer serbest bırakıyor. İnşallah bugün adalet yerini bulur ve herkes hak ettiği cezayı alır. Tutuksuz sanıkları dışarıda gördüğümüzde gerçekten acı çekiyoruz. Para hırsı yüzünden 7 kişi can canımızı yaktılar” ifadelerini kullandı.
“2 gün önce önce kamu görevleriyle ilgili de soruşturma tamamlandı”
Ailelere duruşmada destek olan Kocaeli Barosu Başkanı Kadir Caner Karakadılar, “Parlayıcı, yanıcı, patlayıcı bir kimyasal türevi ihtiva eden maddelerin depolandığı, ürün olarak paketlendiği bir işletmede en ufak bir yangın tedbirinin alınmaması gerçekten bu ülkede insan hayatına verilen önemi bir kez daha gözler önüne serdi. Yaklaşık 4 yıl önceye yıkım kararı olan bir işletmede kazadan bir yıl önce tekrar iş yeri açma ruhsatı verilmesi, akabinde burada hiçbir denetimin yapılmaması, çalışanların tamamına yakınının sigortasız ve günlük yevmiyelerle çalıştırılması, onlara iş yerinde yemek ve çay dahi verilmemesi, insanlık onurunu aşağılayan çalışma şartlarının olması, bunların hepsi değerlendirildiğinde bu kazadan ders almamız gerekiyor. Sadece sorumluların yargılandığı, cezasını alması gereken bir dosya değil. Burada aslında kamu vicdanının bu dosyada yer aldığını ifade etmek istiyorum. 2 gün önce önce kamu görevleriyle ilgili de soruşturma tamamlandı, iddianame mahkemeye sunuldu Bu demek oluyor ki davası açıldı. İlerleyen aşamalarda kamu görevlilerinin de savunmaların alınmasından sonra mahkemece muhtemelen yeniden bir keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacaktır. Ama keşif yapılması artık muhtemel değil çünkü artık biliyorsunuz ki kazadan 2 gün sonra oradaki işletme yıkıldı” dedi.
1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişi tahliye edilmişti
21 Mayıs tarihinde görülen davanın 2. celsesinde mahkeme heyeti, Aleyna Oransal’ın riskli gebeliği sebebiyle ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi. Güven D. ve Ünal A. da tutuklu kaldığı süre ve suç vasıflarının değişmesi ihtimali göz önüne alınarak yurt dışı çıkış ve adli kontrolle tahliye edildi. İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Ali Osman Akat, Gökberk Güngör, Abdurrahman B. tutukluluğun devamına karar verildi.
Olayın geçmişi
Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Ravive isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025’te çıkan yangında çalışanlardan Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştı. Fabrika sahiplerinden olan Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE kozmetik firmasının yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ‘olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ‘nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ‘bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman Akat, Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise ‘suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
Davanın ilk celsesinde mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan ‘suçluyu kayırma’ iddiasıyla yargılanan Onay Y.’nin yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Firari olan Abdurrahman B’de dün katıldığı duruşmada tutuklanmıştı.
